Canlı hücresinde kalıtımsal şifreleri taşıyan DNA molekülleri kromozomlarda yer almaktadır. DNA, nükleotid adı verilen moleküllerden meydana gelmektedir. DNA üzerinde dört farklı nükleotid molekülü bulunmaktadır. Bir canlının kromozomlarında (ya da eğer bu canlı bir bakteriyse tek kromozomunda) yer alan DNA moleküllerinin tamamına genom adı verilir. Canlılık faaliyetlerinin tamamı DNA zincirlerinde yer alan genlerin okunması ve bu genlerden protein sentezlenmesine bağlı olarak yürütülmektedir. Genlerdeki farklılıklardan kaynaklı olarak, yaşamsal faaliyetlerde rol alan bu proteinlerin yapısında, işlevinde, yoğunluğunda ya da düzenlenmesinde görülen değişimler insan vücudundaki metabolik faaliyetleri etkileyebilir ve bazı hastalıkların oluşumuna neden olabilir.
Hastalıkların ortaya çıkmasının ve gelişmesinin birçok nedeni olmasına rağmen bireylerin genetik yapısı, kanser, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, otoimmün bozukluklar ve psikiyatrik hastalıklar gibi yaygın hastalıklar için çoğu zaman en güçlü risk faktörleri arasında yer almaktadır. Bir bireyin diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi yaygın rahatsızlıklardan nadir görülen hastalıklara kadar uzanan çok çeşitli hastalıklara yatkınlığı, büyük ölçüde genetik varyasyonlar yani farklı bireylerin DNA’larında aynı genler üzerinde bulunan farklıklar tarafından belirlenmektedir. Günümüzde genetik bilimi ve genomik alanında yapılan çalışmaların gelişmesi ile hastalığa yatkınlığın altında yatan genetik faktörler önemli ölçüde tanımlanmıştır. DNA zincirlerinin hangi nükleotid moleküllerinden oluştuğunu anlamaya yarayan moleküler biyoloji ve genetik tekniklere “dizileme” adı verilmektedir. Son yıllarda tüm genom dizileme ve ekzon* dizileme gibi yüksek verimli dizileme tekniklerinde yaşanan gelişmeler sayesinde hastalıklara yatkınlığa sebep olabilecek genetik varyantların (farklılıkların) tanımlanması mümkün olmaktadır. Bu teknolojiler kullanılarak çeşitli hastalıklarla ilişkili genetik faktörler keşfedilmiş ve bu hastalıkların ortaya çıkmasının altında yatan biyolojik mekanizmalar hakkında bilgiler elde edilmiştir.
Günümüzde belirli hastalıklarla ilişkili genetik varyasyonları tanımlamak için DNA dizisi içerisindeki tek bir nükleotid pozisyonunda meydana gelen değişimler olan “tek nükleotid polimorfizmleri” yani kısaca “SNP’ler” olarak bilinen genetik işaretleyiciler** analiz edilmektedir. Bu değişimler DNA üzerinde aynı gende, aynı noktada yer alan nükleotid moleküllerinin, farklı bireyler arasında, farklılık göstermesi sonucunda meydana gelmektedir. Bireyler arasındaki bu genetik farklılıklar çoğunlukla zararsızdır ve popülasyon içerisindeki bireysel çeşitliliğe katkıda bulunurlar. Fakat bazı genetik farklılıklar belirli hastalıkların gelişme riskini etkileyebilir. İlgilenilen hastalığa sahip olan ve olmayan bireylerin genetik yapılarının karşılaştırılmasıyla, hastalıkla ilişkili varyantları barındıran genetik bölgeler belirlenebilir. Bu sayede kişilerin genetik yapılarına göre hangi hastalıklara yatkın oldukları anlaşılabilir.
Gentest uygulamaları kapsamında yapılan genetik testler ile bireylerin genomlarında yer alan hastalıklarla ilişkili genler incelenmektedir. Bu genler üzerinde yer alan varyasyonlara göre bireylerin belirli hastalıklara yatkın olup olmadıkları anlaşılmaktadır.
*Ekzon: DNA üzerinde yer alan protein kodlayan bölgelerdir.
**Genetik işaretleyici: Genom üzerinde yer alan ve bir özelliği belirlemek için faydalanılan bölge

